Gündem

Bürokratik Vesayetle Mücadelede Durum

Son Güncelleme : 27.01.2012 13:13

...

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un İnternet Andıcı davasında tutuklu olarak yargılanmaya başlaması, bürokratik vesayet düzenini tasfiye ve demokrasiyi takviye mücadelesinde bir ileri adım teşkil etti.

Bu adıma, ülkede vesayet düzenine destek verenlerle yurtdışındaki sempatizanları veya etkiledikleri kişiler tarafından bir karşı propaganda atağıyla cevap verildi. Böylece yine hava bulandı ve bir Anadolu deyişiyle at izi ile it izi birbirine karışmaya başladı. Bu yüzden, bürokratik-militarist vesayet düzenine karşı mücadelede bulunduğumuz yeri soğukkanlı bir şekilde yeniden değerlendirmeye ihtiyaç var.

İlker Başbuğ'un tutuklanması çeşitli açılardan değerlendirilebilir. Kendisi ve ailesi açısından bakıldığında, tutuklamanın ve suçlamanın dramatik bir durum teşkil ettiği açık. Askerî bürokrasinin tepesine tırmanmayı başarmış ve haddinden fazla itibarlı bir kamu makamını yıllarca işgal etmiş bir emekli subayın, bir anda kendini cezaevinde bulması üzücü. Keşke böyle olmasaydı. Umarım, kendisi ve ailesi bu sıkıntıya tahammül etmeyi başarır. Başbuğ'un emekli olana kadar içinde çalıştığı TSK için de bu olayın üzücü tarafları bulunuyor. Demek oluyor ki, yasa dışı işlerin bu kurumun zirvesine kadar sirayet etmiş olması ihtimali var. Ancak, buna dayanarak bütün TSK mensuplarının suçlu olduğu sonucuna ulaşmak haksız ve insafsız olur. Hepimiz biliyoruz ki, TSK'da siyasete müdahale etme adına yasal olmayan işlere kalkışılmasından rahatsız olan çok sayıda subay ve astsubay mevcut. Ergenekon, Balyoz ve Andıç davaları da bu insanların sağladığı bilgi ve moral desteği sayesinde yürüyor. Kısaca, bütün TSK görevlilerinin değil, sadece yargılananların suça bulaşmış olması ihtimali söz konusu.

Başbuğ'un tutuklanması ve yargılanması Türkiye demokrasisi ve hukukun hakimiyeti açısından da çok anlamlı. Demokratik sistemimizin ana sorunu, ilk bakışta göründüğünden daha geniş, yaygın ve derin olan askerî vesayet. Bu problemle ancak son yıllarda yüzleşmeye başladık. Sayılan davalar sorunu tümüyle anlamaya ve çözmeye yetecek olmasa da çok mühim. Bu yüzden mutlaka sonuna kadar götürülmeleri gerekiyor. Ne var ki, bu çok kolay değil, zira, vesayet düzeninin ayakları bütün güçleriyle direniyor ve ellerindeki tüm imkân ve araçlarla mukabelede bulunmaya çalışıyor. Bu çerçevede çeşitli argümanlar dile getiriliyor. Bunlardan bazılarına göz atalım.

Deniyor ki, bu tür tutuklamalar TSK'yı zayıflatıyor, itibarını aşındırıyor. Tümüyle yanlış. TSK koca bir kurum, on binlerce çalışanı var. Tutuklu TSK'lıların sayısı ise ancak yüzlerle ifade edilecek seviyede. Emekli olanlar yüzünden nasıl bir sıkıntı doğurmuyorsa, tutuklananlar yüzünden de doğmaz. Gidenin yeri bir alttaki tarafından alınır. Zaten böyle oluyor ve TSK'da, muhtemelen kasıtlı olarak yaratılan durumlar dışında, hiçbir görev aksamıyor. Tutuklama ve yargılamalar TSK'nın itibarını da sarsmıyor; tam tersine, kuvvetlendiriyor. Asıl, vahim suçlara bulaşmış olmaları ihtimali bulunanları TSK'da barındırmak kurumun itibarını sarsar. Diğer demokrasilerden biliyoruz ki, itibarlarını korumak orduların ana görevlerindendir ve bunu yapmak için ordular kendi iç idarî ve hukukî mekanizmalarını işletirler. TSK bunu yapmadığı veya yapamadığı için olaylar birikti ve yargının önüne giden dosyalar büyüdü. Yargılamalar, yanlış yapanları ayıklamaya gayret etmek suretiyle TSK'nın itibarını güçlendiriyor.

Bir generalin veya bir eski GKB'nın tutuklanması toplumda 'sıradan' bir insanın tutuklanmasına nispetle elbette müspet ve menfi daha çok ilgi çeker. Fakat hukukun hakimiyeti ve hukuk tekniği bakımından bunun diğer durumlardan bir farkı yoktur. Suça bulaşmış olması ihtimali kuvvetli delillerle desteklenen herkes yargılanır. Kamu organlarının üst katlarında görev yapanların itham edilmesi, yargılanması ve tutuklanması değil, bunlardan muaf kılınması hukuka aykırı olur. Bu onlara imtiyazlı bir statü tanınması anlamına gelir. Sokaktaki insanın, kanunların var ve herkes için geçerli olduğuna inancını hiçbir şey bu tür uygulamalardan daha fazla sarsamaz. Ancak kanunların sadece zayıflar için değil güçlüler için de var ve işler olduğu yerlerde hukuk devletinin mevcudiyetinden bahsedilebilir.

Tutuklamaların dikkatli yapılmasını, kural haline getirilmemesini, cezalandırmaya dönüştürülmemesini ve tutukluluk sürelerinin uzun tutulmamasını genel bir temenni olarak dile getirmek gayet yerindedir. Ancak, bunun belli kişiler ve durumlar üzerinden yapılması yanlış ve haksızdır. Bazı durumlarda yargıya müdahale anlamına gelebilir. Her bir kişinin dosyası ayrıdır ve hiç kimse bu dosyalara yargılamayı yapan hâkimlerden daha fazla vâkıf olduğunu ileri süremez. Kaldı ki, niteliklerinden dolayı bütün dünyanın önünde ve gözetimi altında yapılan bu yargılamalarda savcı ve yargıçların her zamankinden daha dikkatli ve titiz olma ihtiyacı hissedeceği de açık bir gerçektir. Kişilerin suç işleyip işlemediğine de statülerine, iyi bir aile babası veya becerikli bir cerrah olmalarına vs. bakılarak karar verilemez. Davalarda deliller ve delil çürütmeler konuşur.

İlker Başbuğ üzerinden askerlerin yargılanmasını Anayasa Mahkemesi'ne kaydırma çabaları zararlı sonuçlara yol açabilirdi. Burada bazılarınca yapılmak istenen, adliye-ceza mahkemelerini devreden çıkarmak için isnat edilen suçları askerlik mesleğiyle ilişkilendirmekti. Anayasa'nın 145. maddesi bu tür suçlarda yargılamanın adliye mahkemelerinde olacağını açıkça hükme bağlıyor. Bir kişinin GKB olması onun işleyeceği her suçu görevle ilgili bir suç haline getirmez. TSK'nın ve mensuplarının darbe planı hazırlamak, suikast planları yapmak, internet siteleri kurarak "hükümetle mücadele etmek" gibi bir görevi yoktur. Bir asker, GKB da olsa, bu tür bir suç işlediğinde bir anlamda o fiil çerçevesinde üniformasını kaybetmiş olur. Bu yüzden, isnat edilen suçla ilgili davanın görüleceği yer, yargının kararında da vurgulandığı üzere, adliye mahkemeleridir.

Bürokratik vesayet düzeni taraftarları pes etmediler ve sonuna kadar da etmeyecekler. Sadece içeride çalışmıyor, Türkiye'yi dışarıdan da bir ablukaya almaya çabalıyorlar. Son günlerde yabancı basında beliren ve Türkiye'de otoriter bir düzene doğru gidildiğini iddia eden yazılar büyük ölçüde bunun ürünü. Demokrat yazar çizerlerin gayretli olması, bütün dünyaya Türkiye'deki olayların ne anlama geldiğini daha iyi anlatması gerekiyor.


Arkadaşına Öner
Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın Adı Soyadı
Arkadaşınızın Email Adresi
Arkadaşınıza Mesajınız
Yandaki Doğrulama Kodunu Giriniz
 


Diğer Gündem Kategorisi Haberleri

Öğrenci Servisi Kaza Yaptı

Öğrencileri taşıyan servis aracının devrilmesi sonucu 3'ü ağır 14 kişi yaralandı.

Milli Eğitim Müdürü'ne Soruşturma

Başörtülü diye ödülü verilmedi iddiasına soruşturma

Batman'da Kuş Kavgası, 1 Ölü

Derse ve Ay aileleri arasında kuş meselesi yüzünden kavga çıktı.

Sağlıkta Bilgi Kirliliğine Önlem

Dicle Üniversitesi, sağlık konularında doğru bilgiye ulaşım için internet üzerinden televizyon yayını başlatıyor.

Çadırkentte Casus Avı

İki Türk son anda yakalandı. Şüpheliler Esad adına casusluk yapmakla suçlanıyor.

Rapor Vermeyen Doktora Dayak

Kızına rapor vermeyen doktora yumruk attı

Eğer Ecevit Randevuya Gitseydi...

Ergenekon Davası'nda Önemli Tanık

Dünyanın En Uzun Tüneli

Projeyle İstanbul 2060'a Kadar Rahat

Operasyon Kazası 1 Şehit

Diyarbakır'da Üzücü Kaza, 1 Şehit

Haberal İlk Defa Duruşma Salonunda

Mehmet Haberal, mahkemenin çağrısı üzerine ilk defa duruşma salonuna geldi.




EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Memuru Sevindirecek Açıklama

''İyi bir pazarlık sonucunda, memurları memnun edecek bir zam oranını yakında duyarız diye düşünüyorum''


HAVELSAN’a Yeni Genel Müdür Atandı

TBMM eski Genel Sekreter Yardımcısı Sadık Yamaç, Havelsan Genel Müdürü oluyor.


Maliye Vergi Vurgununu Yakaladı

Vergi denetimlerinde 128,1 milyon lira usulsüzlük cezası kesildi.


Ankara'da Taksici Cinayeti

Ankara'da bir taksi şoförü tabancayla vurularak öldürüldü.


On Üç İl Büyükşehir Oluyor

İçişleri Bakanlığı'nın bir süredir üzerinde çalıştığı 16 yeni büyükşehir belediyesine ek olarak 13 ilin daha bu kapsama alınmasına ilişkin...


ANKARA
İSTANBUL
İZMİR
ANTALYA
>>