Pasaportu Tübitak Fransızlara Nasıl Kaptırdı ?
Ne zaman elektronik kimlikler veya pasaport gündeme gelse pek çok gazeteci
arkadaş ilk beni arar. Son tartışmanın fitilini ateşleyen arkadaşın yaptığı
gibi.
Bu aranmada, Elektronik Kimlik projesini sözden fiiliyata geçiren kişi
olmamın da katkısı var.
Çalışma Bakanı Danışmanlığı yaptığım dönemde TÜBİTAK ile birlikte
başlattığımız proje aslında 2006 sonu itibari ile bitmişti. TÜBİTAK, UAKE
tarafından geliştirilen çiplerde çalışacak Operation Sistemi de sadece e-kimler
için değil, bankaların kredi kartlarından, e-pasaporta ve ehliyetlere kadar
kullanılabilecek çok geniş bir yelpazeye hitap etmekteydi.
Chicago Konvansiyonu
Elektronik Pasaportların gündeme gelmesi, Türkiye’nin 1999'da Chicago Konvansiyonu'na imza
atmasıyla başlar. Buna göre 1 Nisan 2010 yılından
önce bütün pasaportlarımızı Biyometrik hale getirmekle mükellefizdir. Yani;
parmak izi veya göz retinası ile pasaportun kime ait olduğunun doğrulanması
gerekmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nde 2005 yılında e-pasaportla ilgili ihale süreci
başlatılır. Bu süreçte İçişleri Bakanlığı'ndaki bazı bakan danışmanları
tarafından taslak şartname fikir beyan etmem için bana da gönderilmişti.
Şartnamedeki bazı maddelerin hem teknolojik olarak geri, hem de bazı özelliklerinin,
devletin diğer sistemleri ile uyum sorunu yaşayacağını ifade ederek, bu
şartnamenin doğru olmayacağı yönünde görüş bildirmiştim.
Hatırladığım kadarı ile bu süreçte birkaç kere şartnamede değişikliğe
gidilmiş, ama sonuçta çıkartılan şartnamenin yine de ihtiyaçları karşılamaktan uzak
olduğunu görmüştüm.
Hatta ihale sürecinin Emniyet Bilgi İşlem Dairesi yerine Yabancılar Dairesi
tarafından yapılması sürecin baştan yanlış başladığının habercisiydi.
15 Milyon Euro Çöpe
Atıldı
Aynı süreçte Darphane Genel Müdürlüğü de kafasına göre çip ve pasaport
siparişi vermişti. Tam 5 milyon adet.
Bundan sonrasını 22 Şubat 2010 Aksiyon Dergisi'nde kaleme alan İbrahim
Doğan’dan okuyalım; “Normalde
ortalama fiyatı 1 euro iken 3 euro gibi fahiş fiyattan satın alınan ciplerin
devlete maliyeti 15 milyon euroyu buldu. Ancak sonuç alınamadığı için bu
pasaportlar ve çipler depolarda âdeta çürümeye terk edildi. ”
Bu 15
milyonluk kazıktan kurtulmak için, 2010 yılında ilk verilen pasaport
sahiplerini kobay olarak kullanmaya çalıştıklarını da ifade etmekte fayda var.
Yarım Saatte 13.5
Milyon
Sonunda İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda 20 Ekim 2005'te
pasaport ihalesi yapıldı. Bugun Gazetesi Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Aslan’ın
11 Ocak 2010'da köşesinde yazdığına göre; “İşi alan Türk-Malezya
ortaklığı 24 milyon TL teklif ile başladığı ihaleyi yarım saat içinde 10.5
milyona indirip ihaleyi kazandı.”
2005 yılında yapılan ihalenin sözleşmesi ise ancak 11
Temmuz 2007'de yapılabildi.
Ancak, şartnameye göre işin bu fiyata yapılması
imkansızdı. İşin maliyetinin ihaleyi
alan firmanın önerdiği rakamdan biraz daha fazla olmasına rağmen firma işi alma
konusunda çok iddialıydı. Zira ihaleye giren 6 firmanın 3’ü zaten fiyatın çok
düşmesinden dolayı hemen çekilmişlerdi. İbrahim Doğan'ın Aksiyonda yazdığına
göre; “Yani iddiaya göre ihaleyi alan firma
‘kâr etmek' amacı gütmüyordu.”
İhaleyi alan firma mı?
Bakın o daha ilginç….
Kim Bu MORİS ?
Her
ne kadar ihaleyi alan firma Türk-Malezya ortak girişimi olan Kunt
Elektronik-IRIS Technologies olsa da, işin arka planında Moris adlı bir şahsın
varlığı Ankara kulislerinde hep söylenegelmiştir.
Zira
Kunt Elektronik ilginç bir aile firmasıdır. Telekomünikasyon sektörüne yönelik
terminal ve connector üreten bir firmayken bir anda kendisini yüksek
teknolojinin içinde buluvermiştir. 50 yıllık firmanın tarihinde hiç benzeri
işleri olmamasına rağmen.
Bu
işin bağlantılarında Moris’in etkisi ve yetkisinin olduğu, işin arka planında
O’nun yer aldığı ifade edilmektedir.
Yine
İbrahim Doğan’ın bu konudaki tekzip
edilmeyen incelemesinde Moris denilen kişinin Türkiye'de Devlet kurumları
tarafından dış kaynaklı yaptırılan GSM hatları ile ilgili pek çok altyapı
projesinde aracılık yaptığı ve bazı kaynak kodlarına sahip olduğu ifade
edilmekte.
Pasaport Şubeleri
Teknoloji Çöplüğüne Döndü
Sözleşmenin ardından işe başlayan firma, tuhaf bir şekilde tersten işlem
yapmak konusunda ısrarcı davranmaktadır. Bu tip projelerde öncelikle yazılım
geliştirilir, ardından cihazlar tedarik edilir ve sonra da veri toplanır.
Bu süreçte Emniyet içinde bu yanlışlığı görenlerin ise ya sesini duymadılar
veya gürültüyle karışık bastırdılar.
Firma ilk iş olarak Türk vatandaşlarının emniyet sistemindeki tüm kritik
verilerini topladı. “Emniyet
Genel Müdürlüğü üzerinden Türk vatandaşlarına ait veriler bilgisayarlardan
toplandı, bu kritik bilgilerin yurt dışına çıkarıldığı öne sürülüyor. O dönemde
Emniyet Genel Müdürlüğü içinde birçok kişi buna karşı çıksa da herhangi bir
engelleme yapılmadı.”
Firma verileri temin edince pasaportu basacak ve pasaportta kullanılacak
malzemelerin temini için devletten 5 buçuk milyon lira da ön ödeme alır. Ancak
verilen cihazların uyum ve çalışma sorunları vardır. Ayrıca firmanın Pasaportta
kullanılan PKI yazılımlarını lisanslı alması gerekirken DEMO versiyonlarını
teslim ettiği ortaya çıkar.
Yapılan işin
sonunda ortada ne bir altyapı, ne de çalışan bir sistem vardır. Ancak alınan
5.5. milyon avans ve tüm Türkiye’nin vatandaşlık verileri vardır.
Ne mi olur?
Firma 2008
yılında işi tamamlayamayacağını anlar ve ek süre ister. Ek sürenin sonunda da
işi yapamayacağını ifade ederek işten çekildiğini ilan eder.
Fransız Gemalto da
nerden çıktı?
Devlet olarak 1 Nisan 2010 yılında pasaportları yetiştiremeyeceğimiz
anlaşılınca olay Dışişleri Bakanlığı'nın inisiyatifine geçer. Yeni Bakan olan
Davutoğlu, Müsteşar Yardımcısı Naci Koru’yu bu konuyla özel olarak
görevlendirir. Bu süreçte de e-kimlik projesinde TÜBİTAK ile yol alan İstanbul
Merkezli Bilişim firması gündeme gelir. E-Kimlik konusunda başarılı çalışmalar
yapan firma, bu süreçte en hızlı sonuç alınabilecek firma olarak
değerlendirilir. Altyapısı ve tecrübesi de buna müsaittir. En azından arkasında
banka gücü olan bir firmadır.
Ancak, Naci Koru’nun o süreçte Almanlarla anlaşmış olması işin siyasi
olarak yürümesini gerektirir ve Bakanın devreye girmesi ile sadece Gemalto’nun
hazır Toolsları alınarak ilk 5 milyon pasaportun işlemi yapılacaktır. Sonrası
için ise TÜBİTAK'ın geliştirdiği ve e-kimlikte kullanılan sistem
kullanılacaktır. Ne olduysa bundan sonra olur ve İstanbullu firmasının ortaklık
yapısı bozulur, şirket yönetimi değişir.
Firmanın işten anlayan ortakları ve üst yönetimi değişince geriye kalanlar
bütün yetki ve koordinasyonu Fransızlara kaptırırlar. Tübitak sistemi ile devam
edecek olan süreç bir anda Gemalto firmasının kontrolünde devam eder.
Sonrası mı?
Tunceli' de biri kadın iki terörist suikast eylemi için kent merkezine sızdıkları sırada jandarma ve polisin ortak operasyonuyla yakalandı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 1’inci sınıf öğrencilerini karne stresinden kurtarmak için, notla değerlendirme yapılmamasına yönelik çalışma başlattı.
Adli emanette kırıldığı iddia edilen meşhur 51 No'lu DVD'nin üzerindeki sır perdesi aralanıyor.
"Bugünlerin yaşanacağını bilseydim, o dönemde elimde kamerayla gezerdim."
Hükümetle yaptıkları zam görüşmelerinden netice çıkmayınca grev kararı alan memurlar, gece yarısı iş bıraktı.
PTT Genel Müdürlüğünde, müfettiş yardımcılığına giriş yaşı 30'dan 35'e yükseltildi.
Tam yüz nakli yapılan Turan Çolak'ın doktorlarından iyi haberler geldi.
Vergi denetimlerinde 128,1 milyon lira usulsüzlük cezası kesildi.
İmam Hatip mezunları tiyatroya alınmıyor.
Haliç köprüsü bağlantı noktalarında oluşan çatlaklar nedeni ile trafiğe kapatıldı.
Bugün 3 aylar başladı.
''Bu hükümetin son teklifidir.''