Akademisyen Başkanın Polisle Savaşı
...
Bilindiği üzere polisimiz
son yıllardaki başarılı çalışmaları ile göz dolduruyor. Eylem hazırlığındaki
teröristleri eylemlerini gerçekleştiremeden kıskıvrak yakalıyor.
Hatırlarsak, sinagog ve
konsolosluk ile HSBC bankasına Elkaide terör örgütü tarafından düzenlenen
saldırıları bir hafta gibi kısa bir surede aydınlatan ve faillerini tespit edip
bulan bizim polisimizdir.
Şu ana kadar yapılan çete,
fuhuş, uyuşturucu ve örgütlü suç operasyonlarında ki başarılarını haber
bültenlerinden takip etmekteyiz. Bununla beraber hata yapan çürük yumurta tabir
edebileceğimiz meslektaşlarını affetmeden ayıklayan yine kendileri. Benzer
çalışmalar diğer devlet kurumları tarafından da yapılmış olsaydı bugün bir çok
sorunu çözmüş olurduk.
Tabii ki dünyada başka
güvenlik teşkilatlarının şu ana kadar başaramadıkları canlı bomba olayları var
ki, Türk polisi burada da rakiplerini fark atmış durumda.
Canlı bombaları eylemden
önce ve hatta eyleme giderken bombalar kişinin üzerinde iken sağ olarak ele
geçirebilen başka bir güvenlik teşkilatı yok.
Ayrıca dağda ki teröristin
en korkulu rüyası özel harekât polisleri idi ve hala öyle. Açılan yeni kurslar
ile bu alandaki açıklarını kapatıyor polisimiz. Son dönemde düzenlenen
Hizbullah operasyonları ile toparlanma sürecinde olan örgüt tamamen deşifre
edilmiş durumda.
Yine yapılan Ergenekon
operasyonlarında polisin darbecilere göz açtırmadığını hep beraber görmekteyiz.
Bu tür operasyonların yanı sıra toplum destekli polislik projesi ile birçok
sosyal proje hayata geçiriliyor.
Yine çocuk polisliği
projesi ile ülkemizin doğusunda-batısında birçok çocuğun gönüllerinde yer
ettikleri ortada. Avrupa Birliği surecinde eşleştirme projesini tamamlayan
kurumlar arasında en öndeki gruptalar.
Dünya polislerini ülkemizde
eğitiyorlar. 30’un üserindeki ülkede TADOC ve Polis Akademisi’nde gerek
kursiyer olarak gerek lisans ve lisans üstü eğitim veriyor, Türk polisi.
Gerçekten yakaladıkları başarılar saymakla bitmez. Tüm bu başarıların ardında
tabi ki tabandan verilen eğitim yatmakta.
Evet, polisimizin çoğu 4 sene fen lisesi ayarında eğitim veren Polis Koleji mezunlarıdır. Liseden alınanlarsa üniversite sınavından oldukça yüksek puan almaları gerekir. Ve Polis Akademisi’nde verilen 4 yıl lisans eğitimi ile birlikte mezun olurlar.
Ancak elime geçen bir kanun
metni beni çok şaşırttı ve üzdü.
Konu Polis Akademisi’nin
yerine geçecek olan Güvenlik Üniversitesi Kanun Tasarısı. Şu günlerde polis
teşkilatına görüş sorma aşamasında. Kanun taslağını okuduğumda bir gazeteci
olarak açık bir şekilde gördüğüm şey yıllardır bu ülkeye canı pahasına hizmet
etmiş, birçok şehit vermiş ve gazileri olan emniyet teşkilatı mensuplarına
büyük haksızlık yapıldığını gördüm.
Neden mi?
Bir defa akademide yıllarca
polisler başkanlık yaptı. Son dönem ataması ile siyasi irade ilk defa
akademisyen bir başkan tercih etti. Anladıgım kadarı ile akademisyenler, ‘top
bizim elimizde şu polislerin soyunu kazıyalım akademiden’ mantığı ile
hazırlamışlar kanun taslağını.
Taslakta rektör (başkan)
olabilmek için profesör olmak gerekiyor. Peki, onca sene gözünü budaktan
esirgemeden görev yapmış emniyet müdürlerimizin neyi eksik. Sonuçta rektörlük
idari bir görev değil mi? Bir emniyet müdürü en az 25 yılda yetişiyor; profesör
olmak için ise 15 yıl yeterli gibi görünüyor. Dünyanın kaç ülkesinde
rektörlerin profesör olması gerekiyor.
Veya Anayasanın 132.
maddesinde verilmiş olan muadil özel nitelikli üniversiteye bakalım. Harp okulu
komutanı asker kişidir demiyor mu? Ayrıca maiyetinde iki kişi çalıştırmamış
sicil vermemiş bir profesöre koskoca Polis Akademisi’ni teslim etmek ne derece
mantıklı ve sicilin emniyet teşkilatında ne kadar önemli olduğunu bilmeyen bu
insana 500 kadar emniyet müdürünün sicilini doldurtmak o emniyet müdürlerine
büyük haksızlık sayılmaz mı?
Ve yine polis olan
kişilerin üniversitede görev yapma süreleri 4 yıl ile sınırlandırılmış. Buna
karşılık akademisyenlerin görev sureleri ne kadardır? Sıkı durun, emekli
oluncaya kadar. Gerçekten bunun hak olduğunu düşünüyor musunuz?
Aslına bakılırsa bu
hazırlanmış olan genetiği değiştirilmiş kanun teklifi geri alınmalı. Öncelikle
akademiye ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş tecrübeli bir polis başkan
atanmalı. Sözün özü akademisyen öğretmeli, polis ise mesleki bilgi
birikimi ve etik kurallara bağlı olarak yönetmeli ve eğitmelidir.