Bürokratı Korumalı
...
Uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin
temelinde İhracata dayalı ekonomik büyüme hedeflenmemiş ve buna göre
yapılandırılmaya çalışılmıştı. Son yıllarda ortaya çıkan cari açık
rakamları ekonomimizi tehdit etmeye başlayınca bu sistemde tadilata başlandı.
Bu ekonomik modelin ivme kazanmasına
rahmetli Özal önayak olmuş, ihracat teşvikleri ile 1980 lerin başında, 70
cent'e muhtaç olan ülke ekonomisini ayağa kaldırmayı basarmış idi.
Türkiye'nin her yanında ihracatçılar
türemişti, hatta bunların bir kısmı da hayali ihracatçı olmuştu. Yoğun bir
hayali ihracat tartışması yaşanmıştı o günlerde ve akabinde.
Hayali ihracatçıların yanında, gercek ihracatçı bir neslin ve ekonominin başlangıcı
o tarihlere dayanır. Fax makinesi daha yeni girmişti Türkiye’ye. Büyük
kuruluşlarda koca koca telex makineleri vardı, bununla haberleşir, siparişler
alınır ve ödemeler yapılırdı.
....
Bir hatıramı anlatayım. 1986 yılı
idi, yeni yeni ihracat şirketleri kuruluyor, teşvikler alınıyor, yeni ihracat
baronları türüyordu. Bunlardan birisinin ofisinde bir aksam üstü sohbetinde
patronun telefonu çaldı, cep telefonu yok daha, ofis telefonu.
Zeytin ihraç etmişler Abi
diyordu karşıdaki, malı teslim ettik. İhracatı tamamladık daha mal lazım
diyordu. Patronda oğlum bu kadar yeter diye cevap veriyor telefondaki
elemanına. Eleman ısrar ediyor, patron şimdilik yeter diyor. Nihayet patron
doğu şivesi ile ' oğlum nereden bulayım iki tır daha keçi pisliğini , hakiki
zeytin gönderirsem adamlar demez mı biz daha önce ne yedik diye!..
...
İhracat teşvik sistemin kurulması ve
gelişmesi ile o dönemin keyfi ve gururu yanında, ceremesini de biz DPT
bünyesindeki bürokratlar çekti.
İhracat arttı, iktidar değişti, siyasiler çekti gitti, o dönemin cefakâr
bürokratları hayali ihracattan dolayı mahkemelerde süründü, hatta ihracat daire
başkanı olan bir arkadaşımız yıllarca süren mahkemelerden dolayı üzüntüsünden
verem oldu ve rahmetli oldu. Arif ÖZMEN’e Allah rahmet eylesin. Pırıl pırıl,
tertemiz bir ağabeyimiz idi.
Sucu ne idi? Siyasi iktidarın
çıkarttığı yasal mevzuata uygun görevini yaparken, bir sonraki siyasi iktidarın
önceki dönem faaliyetlerini sorgulaması sonucu kabağın bürokratın başına
patlaması idi.
...
Bürokratlık zor zanaat, iyi bürokrat
kolay da yetişmiyor, hele üst düzeyde , seçilmişlerle yakın çalışırsın,
işini iyi de yaparsın, sonra iktidar ve konjonktür değişir, siyasi gider
yeni bir siyasi gelir,yeni amir gelir , hırsla doludur, başlar geçmişi
karıştırmaya, iftiralar atılır, soruşturmalar açılır, siyasi bir türlü kendini
kurtarır, o işi yapan bürokratın kaçacak yeri yoktur, onu koruyacak bir
mekanizma da yoktur, sonunda mağdur olur, hasta olur , kendine , el aleme ve
ailesine rezil olur ve maalesef yasalara uygun görevini yaptığı için ya ceza
alır yada mahkum olur..
Bu tablo her iktidar değişikliğinde, her yeni ve farklı bir politika
uygulandığında tekrarlanmıştır ve bir tedbir alınmazsa da böyle devam
edecektir.
Siyasi iktidarların başarılarının altında,
yeni yasaları, politikaları uygulayacak iyi yetişmiş, dürüst, çalışkan,
güvenilir bürokratlara ihtiyaç vardır. Bu anlamda siyasilerin başarısı da,
bürokrasiye ve bürokrata bağlıdır. Bir kader birliği ilişkisidir adeta.
Bir siyasi iktidar veya patron değişikliğinde en yalnız ve korumasız kişi
maalesef bürokrattır.
İyi bir bürokratı hem görevde iken hem de görevden sonra korumak, buna uygun düzenlemeleri
yapmak siyasilerin asli görevidir ve vebali de vardır.