SAADETTİN ÇAY

HAMLE SIRASI BAŞBAKANDA

Giriş Saati :16.02.2012 15:07

...

Son günlerdeki MİT, Yargı, cemaat ve hükümet krizi olarak gündemde tutulmaya çalışılan konunun bir kriz senaryosu ve gündem oluşturmaya yönelik özel bir gayretin ürünü olduğunu düşünüyorum. Nasıl ki Ergenekon soruşturmalarını sulandırmak ve boş çıkartmak için planlı bir dezenformasyon bombardımanı yapıldıysa bu olayda da gündem yönlendirme ve kamuoyunu şekillendirme çabası görmekteyim.

 

Mit görevlilerinin şüpheli sıfatı ile ifadeye çağrılması ilk gündeme getirildiğinde Yargı-Emniyet ikilisinin MİT ile hesaplaşması şeklinde lanse edildi. Bu süreçte MİT’in özel yasası nedeni ile yargının tutumunun doğru olmadığına dair kanat güçlenince ve “MİT terör örgütünün içine, hem de en üst düzeyde sızmayı başarabilmişse bu takdir edilecek bir olaydır” görüşü kuvvetlenmeye başlayınca Süreç Yönlendiriciler rotayı başka yöne çevirdiler.

 

Rotayı Cemaate Çevirdiler

 

Sonraki süreçte ise bir anda Cemaat-Hükümet ve Devlet hesaplaşması gündeme getiriliverdi.  Aslında bir süredir Cemaat-Hükümet ilişkilerini kaşıyan ve arada bir problem ve hesaplaşma var diye sağda solda bağıranlar bir anda mal bulmuş mağribi gibi işin üzerine çullandılar.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ikinci sağlık operasyonuna hazırlık yaptığı ve doktorların nerdeyse gündemden tecrit etmeye çalıştığı bir dönemde kamyoncu tabiri ile “ağzı olan konuşmaya başladı

 

Gerçi Başbakan Erdoğan’ın kritik olaylar karşısında izlediği bir taktik de, önce gündemi ve partinin içindeki görüşlerin nasıl şekilleneceğine bakmak, ardından da raconu kesip son sözü söylemektir. Cumhurbaşkanlığı, Şike, Uludere, vb. süreçler bunun en net örnekleridir.

 

Derinciler Yeniden Heveslendi

 

Hakan Fidan’ın MİT’in başına geçirilmesi ile devlet içindeki bazı derin yapılar İsrail’i de yanlarına alarak Hakan Fidan üzerinden bir hükümet krizi ve dolayısı ile Tayyip Erdoğan'dan kurtulma planlarını tekrar gözden geçirmeye başladılar. Art arda gelen Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlarla ümitleri kırılan derinciler Hakan Fidan’ı başbakanın yumuşak karnı olarak gördü.

 

İlk günden itibaren MİT’in içindeki derin ve köklü yapı Müsteşarı hedef aldı. Siyasi iradeye yakın bir kısım kimseler Müsteşardan bu yapıyı hızla tasfiye etmesini istemelerine rağmen, en sıkıntılı ve şaibelileri bile halen yerinde tuttuğu için Hakan Fidan en dost bildiği başbakanlık camiasında bile eleştirilmekteydi.

 

Hem Oslo görüşmelerinin MİT'ten İsrail aracılığı ile sızdırılması, hem Uludere'deki istihbarat zafiyeti, hem de son olayda MİT içinden sürekli servis edilen bazı bilgi ve belgeler Hakan Bey’in konumundan kurumsal olarak ciddi rahatsızlık duyulduğunun bir göstergesi.

 

Hakan Fidan’ı Cemaat Çuvalında Boğmak İstediler

 

Bazı çevreler ilk atandığı günlerde Hakan Fidanı hedef almış ve cemaat çuvalına sokup boğak istemişlerdi.

Soner Yalçın yönetimindeki Oda TV’nin 11.11.2010 tarihli manşeti ‘Türkiye’nin Gündemi Sarsılacak’ haberin başlığı ise “MİT MÜSTEŞARININ KARDEŞİ KİMİN HİZMETİNDE ÇALIŞIYOR?” şeklindeydi.

Oda TV, ABD'de yaşayan Mustafa Fidan adlı birini bulmuş ve soyismi benzerliğinden başka bir özelliği olmayan bu yapay kardeş ile Hakan Fidan'ın, cemaat bağlantısını sormuştu.

Sonra,

MİT kamuoyuna bir açıklama yaptı;

Sayın Müsteşarımızın ne ABD'de yaşayan ne de Mustafa isimli erkek kardeşi yoktur. Halen Türkiye'de yaşamını sürdüren erkek kardeşi ise hayatı boyunca hiç yurt dışında bulunmamıştır.

Tekzip; tokat gibi.

Anlayana…

Ama son günlerdeki tartışmalar nedeni ile internette bir şer şebekesi Oda Tv'nin ‘O’ yalan haberini çoğaltıp, hiç tekzip edilmemiş gibi hem e-maille hem de twitter üzerinden yaymaya çalışıyor.

 

Tek Taşla 3 Kuş

 

Şu bir gerçek ki, birileri bu sefer oyunu iyi kurdu.

Bir taş ile 3 kuş birden vurma hesabındalar.

Attıkları bu taşla önce Hakan Fidan'ı, O’ndan seken taşla Başbakan'ı ve aynı anda da cemaati vurmayı hedefliyorlar.

 

Herkesin bir hesabı var.

 

Şimdi, hamle sırası başbakanda.

Başbakan’ın bilgisi dahilinde ilk hamle Başbakan’ın en yakın danışmanı ve Vakanüvisti olan Yalçın Akdoğan’ın Yeni Şafak'taki yazısı ile geldi.

Doğan, hem yare, hem ağyaraHer türlü Oyunun farkındayız…” dedi.

İşin özetini en başta yazan Doğan; “Başbakan Erdoğan'ı gönülden seven cemaat mensupları ile Hocaefendi'ye sevgi besleyen AK Partililer arasında bir çatışma ve çekişme olamaz, bunlar birbirinden ayrılamaz, çünkü bunlar aynı insanlardır.

Bu cümle, Ak Parti içindeki Ağyarları bir nebze olsun susturacaktır.

 

İkinci hamleyi ise Başbakan bizzat kendisi yapacaktır.

Çok sürmez, ilk gurup toplantısında bu hamleyi görebiliriz.

 

 





Arkadaşına Öner
Adınız Soyadınız
Arkadaşınızın Adı Soyadı
Arkadaşınızın Email Adresi
Arkadaşınıza Mesajınız
Yandaki Doğrulama Kodunu Giriniz
 
ANKARA
İSTANBUL
İZMİR
ANTALYA
>>