Kocaman İkrama Rağmen, Gerçekleşmeyen Fetih
...
Lider Galatasaray’ın ligde ki en iyi kadroya sahip olup olmadığı tartışılır. Fakat bu sezon ortaya koydukları performansla, en iyi futbol oynayan takım oldukları tartışma götürmez. Puan cetveline baktığımızda da bu tabloyu çok net şekilde görmekteyiz.
Bu başarıdaki en büyük pay kuşkusuz Fatih Terim’in. Ünal Aysal ve ekibinin de hakkını teslim etmemiz gerekir.
Ayrıca, son on sezon yaşadıkları başarısızlıklar ve Ali Sami Yen’in olumsuz fiziksel şartları yüzünden, takımını yalnız bırakan on ikinci adamın ARENA’ya dönüşünü de eklemeliyiz.
Şampiyonluktaki en büyük rakiplerinden Fenerbahçe’nin yaşadığı sorunlar, Beşiktaş ve Trabzonspor’un, sıkıştırılmış lig takvimine ilave olarak, oynadıkları Avrupa Kupası maçları, sarı kırmızılılar açısından şans olarak değerlendirilse de, play-off öncesi son üç haftaya girilirken, en yakın rakibe karşı elde edilen dokuz puanlık fark, son yıllarda görmeye alışık olduğumuz bir şey değil.
Neredeyse ideal on birinin tamamı yeni transferlerden oluşan takımı zirveye taşırken, pas yüzdesi ve mücadele gücü yüksek, oyunu rakip alana yıkıp baskı kuran, bol pozisyon üretip en fazla gol atan takım olmanın yanında, en az gol yiyen de olabilmek… bütün bu güzellikler Fatih Hoca’nın eseri.
Şenol Güneş ve Mustafa Denizli ile birlikte, Türk Futboluna en büyük katkıyı yapan futbol adamlarımızın en başında yer alan Fatih Terim’in, en belirgin özellikleri cesareti ve sadece takıma değil bütün camiaya sağladığı motivasyonu diyebiliriz. Kendinde ki bu özellikleri çalıştırdığı takımlara yerleştirmekte de hüner sahibi.
Sezonun ilk yarısında ARENA’da ki Fenerbahçe maçında, kontrollü bir oyun beklentisinde olanları yanıltan Fatih Hoca, ofansif bir oyun tercihiyle takımının galip gelmesini sağlarken, tarihi farkı kaçıran taraf oluyordu.
O gün, Fenerbahçe’nin, Galatasaray karşısında hiçbir varlık gösteremeyişinin en önemli nedeni Aykut Kocaman’ın ürkek futbol anlayışıydı.
Hocasından, hak ettiği değeri bir türlü göremeyen Stoch ve deplasman maçlarında atağa çıkmak için ideal oyuncu olmasına rağmen, yedek kulübesinde küstürülen Dia (Soch’da az çekmedi) sahadaki yerlerini alamazlarken, Alex santrafor, Bien Venü’de sağ kanat olmuştu.
Baroni ve Selçuk Şahin gibi yetenekleri sınırlı defansif özellikli ortasaha oyuncularıyla başlamayı tercih eden Aykut Hoca, bununla yetinmemiş, Emre’yi de devrede oyundan çıkararak, Ujfalusi ve Semih’e hayatlarının en rahat maçlarından birini oynama fırsatı vermişti.
Saraçoğlu’n da ki rövanş öncesinde de Fatih Terim’in tek forvetle daha defansif bir oyun tercih edeceği konuşuluyordu.
Fenerbahçe’nin ideal kadrosu belliydi. Maçın öneminden doplayı, sarı-lacivertlilerin ortaya koyacakları mücadele bilinse de, tahmin edilemeyen Aykut Kocaman’ın oyun tercihiydi.
Kadıköy’de ki her Galatasaray maçın da olduğu gibi, arzu ve baskılı başlayan sarı-lacivertliler, rakibin de bu baskıyı kabullenip sinmesi üzerine, on beş dakikada iki muhteşem gol buldu.
Sahanın her yerinde pres yapıp rakibe oynama fırsatı vermedikleri gibi, geliştirdikleri ataklarla onları bunalttılar.
Televizyon başında ya da stadyumda bu duruma şahit olup ta, 6-0’lık maçı aklından geçirmeyen bir kişi bile olduğunu düşünmüyorum,
Fenerbahçe cephesi keyif, Galatasaray cephesi ise endişeyle olacakları bekliyorlardı.
Galatasaray, abandone olmuş yiyeceği bir yumrukla ringe düşecek boksör durumuna gelmişken, Fenerbahçe, rakibinin üzerine gitmeye devam edip, o son yumruğu atmak yerine geri çekilerek, sarı-kırmızılıların toparlanmasına ve özgüvenlerini kazanmalarına fırsat verdi.
2-1’i bulan Fatih Terim cesaretle, kazanmak için üst üste hamleler yaparken, Aykut Kocaman ise, daha otuzuncu dakikada ısıtmaya başladığı Selçuk Şahin’i, altmış olmadan, en etkili hücumcusu Stoch’la değiştirerek skoru koruma telaşına düştü. Daha sonra Alex’i santrafora, Sow’u kanada alarak, garipliklerine devam eden Kocaman, en sonunda Alex’i de oyundan alarak, maçı kazanmamak için yapılması gerekenleri tamamlamış oldu.
Kendilerine sunulan bu ikramları iyi değerlendiren sarı-kırmızılı oyuncular, Fenerbahçe’nin baskılı oynadığı ilk yarım saat hariç, Saraçoğlu’n da futbol resitali verdiler.
Son dakikada direkten dönen top, fazlasıyla hak ettikleri maçı almalarını engelledi.
Kulübün içinde bulunduğu zorlukların aşılmasında, en fazla emeği olanların başında gelen Aykut Kocaman’ın, ortaya çıkan puan farkında da emeği azımsanacak gibi değil.
İnsan düşünmeden edemiyor, acaba Fatih Terim’in cesaretli futbol anlayışı Fenerbahçe’nin başında olsaydı, ortaya nasıl bir puan tablosu çıkardı diye.

Haliç köprüsü bağlantı noktalarında oluşan çatlaklar nedeni ile trafiğe kapatıldı.
Bugün 3 aylar başladı.
İmam Hatip mezunları tiyatroya alınmıyor.
